Ulus
Çorak topraklarda, korku ve güç üzerine kurulmuş halk.
Topraklarına gitmedim. Bu maddenin tamamı, onların düşmanı olan bir ulusun kaleminden geliyor.
Bağı sevgiyle değil korkuyla kuruyorlar. Makam kalıtsal değil, ele geçiriliyor; taç yenilenin başından alınıyor. Kâtibin cümlesi: “güvenin olmadığı bir yerde herkes tetiktedir ve tetikte olan insan merhametli olamaz.” — Devran Üzerine Bir Makale, varak 12b
Kâtip sertliklerini huysuzluğa değil toprağa bağlıyor: çorak bir yerde yaşıyorlar ve yağma onlar için haz değil geçim. — Devran Üzerine Bir Makale, varak 12b
Açlık, alınan malın sahibine geri verilmesini gerektirmez — ama yalnızca alanı da canavar yapmaz. Aç kalan kadar aç bırakan da canavardır. İkisini birden görmeyen her hüküm eksiktir.
— Devran Üzerine Bir Makale, varak 12b
Yazdıklarını taşa, kemiğe ve duvara kazıyorlar. Kâtip bundan rahatsız bir sonuç çıkarıyor: kâğıt çürüyor, mürekkep soluyor, deri kuruyor; kaya kalıyor. Yani su ulusunun kitaplığı daha çok, ateş ulusunun taşları daha eski kayıt taşıyor. — Devran Üzerine Bir Makale, varak 12b
En çok bilen halk olmakla övünürüz; oysa en eski satırlara ancak düşmanımızın duvarından ulaşabiliyoruz.
Kaç kaleleri var, kim yönetiyor, kendileri kendilerini nasıl anlatıyor — hiçbirini bilmiyorum. Bu ulusun kendi ağzından tek satır bile elimde yok.